160 alttext missing

Bütün Aşıklar Onu İster: Pırlanta

Aşkın birçok simgesi var; bir kalp işareti, kırmızı bir gül ve tabii ki tek taş pırlanta bir yüzük. Kimi evlilik teklif ederken, kimi de aşkının ölümsüzlüğünü hatırlatırken bu değerli simgeyi kullanır. Tamam, elmastan yapılan pırlanta tek taşlar pahalıdır ama o değeri pırlantanın her birinin eşsiz olması sağlar. Pırlanta aslında elmasın kesilip 58 yüzlü bir mücevhere dönüşmüş halidir. Bu yüzden pırlanta demek elmas demek; pırlantanın değerinden bahsetmek de elmastan bahsetmek...


ELMASIN DEĞERİ

Zor ve zahmetli bulunması, hiçbir taşta olmayan sertliği ve parlaklığı ve milyarlarca yıllık geçmişi bu taş bulunduğundan beri özel olmasını sağladı. intliler, onun kendilerini yenilmez yapabileceğine inandılar. Elmasları tanrılarının heykellerini süslemek için kullandılar. Krallar, şeytanı kovmak için elmas takarlardı. Eski Yunan’da elmasa tanrıların gözyaşı kabul edildi. Romalılar gökten kopan yıldız parçaları dediler. MS 2. yüzyılda elmas taşlı yüzük kutsanma törenlerinde kullanılıyordu. Ortaçağda pek çok insan, bir elmasın araları açık olan evli çileri tekrar bir araya getirebileceği inancındaydı. Elmas Osmanlı padişahlarını da etkiledi. Venedikli ustalar Kanuni’ye Papa’nın üç bölümlü tacına benzeyen fakat dört bölümlü bir taç yapmışlardı. Bunun anlamı şuydu; siz Papa’dan bile daha güçlüsünüz. Ne var ki bugüne taşınan en simgesel anlam aşk ile ilgiliydi; aşk tanrısı Eros’un okunun ucunda bir elmas vardı.


DÖRT C’NİN KERAMETİ

Bir pırlantanın kalitesini belirleyen dört ana özellik vardır. 4C olarak adlandırılan bu ölçüler karat ağırlığı Caratweight, berraklık Clarity, renk Color, kesim Cut olarak sıralanır. Pırlantanın ağırlığı karat ile ölçülür. “Karat” sözcüğü, eski mücevher tüccarlarının pırlantalarını tartmak için kullandıkları “carob” adı verilen keçiboynuzu tohumundan gelmektedir. Bu tohumların ağırlığı, şaşılacak derecede birbirine benzerlik gösterir. Eskiden 1 karatlık pırlanta 1 keçiboynuzu tohumunun ağırlığına eşitti. Pırlantanın fiyatı karat ağırlığıyla doğru orantılı artmaz. Kimi pırlantalar büyük görünsün diye daha yassı kesilir; ancak bu durum pırlantanın değerini azaltır. Karat ile kırat kavramlarını da karıştırmamak gerekiyor. Zira karat, taşın ağırlığını ölçmek için, kırat ise altının saflık derecesini ifade etmek için kullanılır.

KADINLAR NEDEN PIRLANTA SEVER?

Artık elmas günümüzde çoğunlukla pırlantaya dönüşüyor. Pırlanta da kimyasal, simgesel ve maddi değerinin karşılığını onu takan kişide; yani çoğu kez kadında buluyor. Bu noktada şu soru önem kazanıyor: Kadınlar neden pırlanta sever? Goldaş trend analisti ve tasarımcısı Olgu Tükel Kalis, kadınların pırlanta tutkusunun temelinde bu taşın çağrışımlarının yattığını düşünüyor. “Kadın kendini ölümsüz aşkın ve sadakatin sembolü haline gelen pırlanta ile özdeşleştirir. Taşıdığı anlamlardan dolayı, eşi ya da sevgilisinden pırlanta hediye alan bir kadın, bunu ilişkisinin sağlam temellere oturduğunun bir göstergesi olarak algılar.” Storks tasarımcısı Schultz ise pırlantanın kadının varlığını ispat etmesiyle ilgili olduğunu ve kadının hayatı boyunca bir pırlantaya sahip olmak istediğini söylüyor.


Son yıllarda kadınların bu arzusunu sadece pırlantanın çekiciliği değil, bu taşın kullanıldığı mücevherin tasarımı ve türü de etkiliyor. Schultz, tasarımlarında en çok dikkat ettikleri şeyin takıyı taşıyacak olan kişilerin o mücevherlerle kendilerini özdeşleştirebilmeleri olduğunu söylüyor. Ona göre yaratılan her bir mücevherin içinde aşk kokusu var. Olgu Tükel Kalis ise, çok özel anlamlar taşıyan pırlantayı en iyi sergileyen takının alyans olduğu düşünüyor. “Tek taş pırlantanın modası hiç geçmeyecek” diyor.


Kadınlar neden pırlanta sever sorusuna verilen bu cevaplar da taşın özünden çıkıyor. Aslında hiçbir elmas birbirinin aynı değil; hepsinin yaşı, doğası, ağırlığı kendine özeldir. Bu yüzden milyonlarca insan birbirine benzer bir tek taş taksa da, her tek taş takan kişi kendisine özel bir şeyler hisseder. Bir pırlanta insanın tenine değdikten sonra oluşan duygu, ancak o kişinin kelimeleriyle anlatılabilir. Eski Mısırlılar aşk damarının, Vena Amaris’in, kalpten direk bu parmağa ulaştığına inanırlardı. Bu parmağa takılan yüzük, aşkın sonsuz bir çembere alındığını ifade ederdi. O yüzüğün, her biri eşsiz pırlanta olmasıysa o aşkın da eşsizliğini gösterir.