112 alttext missing

Çağımızın Sorunu Yorgunluk ve Sağlığa Dair 6 Önemli İpucu!

Bizler sağlıklı bir yaşam sürebilmek, forma girmek adına hedeflerimize ulaşabilmek ve beslenmede çeşitlilik sağlayabilmek için doğru şeyleri yiyip içmek üzere çalışaduralım; sürekli yapılan araştırmalar önümüze yeni bilgiler koyuyor ve doğru bildiklerimizi sorgulamamıza neden oluyor. Beslenmenin ömür boyu süren bir eylem olduğunu düşünürsek, yeni bilimsel bulgular doğrultusunda bizim de beslenme anlayışımızı güncellememiz gerektiği bir gerçek.


İlk bakışta, ilerleyen zamanlarda sağlıklı beslenme prensibinin yaygınlaşacağını ve kalıplaşmış diyet mitlerinin ortadan kalkacağını söyleyebiliriz.


Yağsız Diyetler Yerine Sağlıklı Yağlar İçeren Diyetler

Bir dönem iyi kötü ayırt etmeden bütün yağları listemizden çıkarmıştık. Görünen o ki, oldukça büyük bir yanlış yapmışız. Günlük beslenmemizin ortalama yüzde 25 ila 30’unu yağlar oluşturmalı. Elbette bu yağlar dışarıda yediğimiz bol kalorili ve yağlı fast food besinlerden gelmemeli. Tüketmemiz gerekenler, sağlıklı ve yağ yakıcı yağlar. Yıl boyu çiğ fındık, ceviz, badem, keten tohumu, chia tohumu, avokado, Hindistan cevizi gibi sağlıklı yağ kaynakları beslenme düzenimizde kendilerine yer bulacak.


Tropikal Meyveler

Ülkemizde çok çeşitli meyve yetiştiği ve taze meyvelere kolaylıkla ulaşabildiğimiz için çok şanslıyız. Günümüzde ise tropikal meyvelerin tüketimi giderek artıyor. Özellikle büyük şehirlerde artan talebe bağlı olarak bu meyveler ülkemizde de ekilip üretimi yapılmaya başladı. Bireyler günlük diyetlerinde besin çeşitliliği yaratmak için tropikal meyvelerden de seçimler yapmaya başladılar. Sıcak yerleri seven ve oralarda yetişen tropik meyvelerin birbirinden farklı ve sağlığa faydalı birçok özelliği var. Bu tropik meyvelerin bazıları lifli yapılarıyla kilo vermeye yardımcı olurken bazıları mide ve bağırsak sorunlarına iyi geliyor. Düzenli yenildiği takdirde faydaları daha da artıyor.


Sağlık İksiri Yulaf yoğurtta bulunan ve “yaşam için“ anlamına gelen probiyotik, yararlı bakteriler açısından oldukça zengin bir besin. Yoğurt, içerdiği yüksek kalsiyum oranı ile aynı zamanda kilo kontrolüne de yardımcı. Ancak alışverişinizi yaparken etiket dedektifi olmayı unutmayın; yoğurttaki katkı maddeleri ne kadar az olursa sizin için o kadar yararlı demektir. Dolayısıyla fırsatınız olursa yoğurdunuzu probiyotik bakteriler açısından zengin yoğurtları kullanarak kendiniz mayalayın.


Yulaf ezmesi, çoğu zaman zayıfamak için bilinçsizce uygulanan diyetlerin altın yiyeceği olmuştur. Fakat asıl etkisi çoğu kişi tarafından bilinmiyor. Oldukça sağlıklı bir besin olmasının yanında, müthiş bir lif kaynağıdır. Lif kaynağını ve zengin besin içeriğini sağlayan asıl madde olan betaglukanlar ise vücudun bakteriyel enfeksiyonlara karşı verdiği tepkiyi destekleyip güçlendirerek bağışıklık sistemini geliştirir. Beta glukanı enfeksiyonlara karşı kalkanlı askerler olarak düşünebiliriz. Aynı zamanda kan kolesterol seviyesinin düşmesine yardım eder, kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudur, bunun yanında, tip-2 diyabet (şeker hastaları) hastaları için kan şekerini dengelemeye yardımcıdır.

Daha Fazla Kuru Baklagil Kuru baklagiller, yüksek protein ve lif içerikleriyle hem gözümüzü hem de midemizi doyuruyorlar. Artık sadece sulu yemekler halinde tüketmekle sınırlı kalmayacak, haşlanmış olarak salatalarımıza da ekleyeceğiz. Şimdiden kuru baklagilleri önceden haşlayıp kavanozlara doldurmayı ve buzdolabında saklamayı alışkanlık haline getirseniz iyi olur.


Kuru baklagiller diyet posasından zengin kaynaklar arasında yer alır. Diyet posası bitki hücre duvarını oluşturan nişasta olmayan polisakkaritler, sindirilmeyen oligosakkaritler, lingin ve dirençli nişastadan oluşan karışımdır. Kuru baklagillerin yapısındaki posa sindirim sistemini olumlu etkiler. Mide boşalmasını geciktirir, yeme isteğini azaltır, ince bağırsakta viskoziteyi arttırarak monosakkaritlerin emilimini azaltır. Kalın bağırsakta çözünür posa bakteriler tarafından hızla fermente edilerek kısa zincirli yağ asitleri oluşur. Çözülmez posanın fermente edilebilirliği daha düşüktür. Diyet posası dışkılama sıklığı ve dışkı ağırlığını arttırarak bağırsakta oluşan kalıntıların hızla dışarı atılmasını sağlar. Dışkılamayı arttırarak kabızlığı, divertiküler hastalıkları önler.


Koyu Yeşil Yapraklı Sebzeler


Koyu yeşil yapraklı sebzeler, kalp sağlığı için de önemli olan folattan zengindir. Kırmızı turuncu sebzeler ise antioksidan etkili beta-karoten ve likopen içerir. Vitamin oranı yüksek A, C, E, K ve B grubu vitaminlerini içermenin yanında kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, çinko ve demir gibi mineraller içerir. Sizi tok tutmanın yanında yağ oranları çok azdır, düşük kalorilidirler. Posa oranı yüksek, fakat kalorisi düşük besinler seçilirse kilo vermeniz kolaylaşır. Yüksek kalorili gıdaları yemenin önüne geçebilirsiniz. Yeşil yapraklı sebzelerde hücreleri serbest radikallerin olumsuz etkilerinden korumaya yardım eden güçlü antioksidanlar bulunur. Antioksidanlar yaşlanma etkileri azaltır, vücudun sağlıklı görünümünü ve kendinizi genç hissetmenize yardımcı olur. Yeşil yapraklı besinler, çiğnemeyi gerektirdiğinden yemek yemenizi ağırlaştırır, bu da doygunluk hissi yaratarak daha az yemek yemenizi sağlar. Koyu yeşil yapraklı sebzeler cildinizin elastikiyetini ve gençliğini korur.


Yeşil sebzelerde bulunan bol miktarda su cildinizi nemlendirir.


Suyun Önemi


Su gerçekten hayattır. Bedenimizin yüzde 65’i sudan oluşur. Su yaşamımızın sürdürülmesi için temel besinlerden biri. Bedenimizin ısı dengesi, hücre içi yaşamın devamı, besinlerin yakılması, sindirilmesi suya bağlı. Suyun az alınması halinde ciddi sağlık sorunlarına kapı açılmış olur. Su az tüketildiğinde bedenimizdeki yağ oranı yükselir, böbrekler yeterli su alamayınca karaciğerin görevi ağırlaşır ve böbreği ikame etmeye çalışır. Yağ deposunu enerjiye çevirmesi gereken karaciğer işini aksatır ve yağların eritilmesi yavaşlar. ,


Su aynı zamanda bedenimizdeki toksinlerin temizlenmesinde de etkili. Soğuk içildiğinde kana daha hızlı karışır. Bir yetişkin günde yaklaşık 10 bardak su kaybeder. Bu sebeple kaybedilen suyun yerine yenisinin konulması gerekir. Her ne kadar diğer içeceklerden de su ihtiyacımızı karşıladığımızı düşünsek de kahve, çay ya da kolalı içecekler aslında idrar söktürücüdür ve bedenimizin ihtiyacı olan suyu kaybetmemize sebep olurlar. Özellikle mevsim geçişlerinde enfeksiyondan korunmak için vücudumuzun kalkanı bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz. İlk adım olarak bu işe bağırsaklarımızdan başlamalıyız; çünkü bu bölge besin emiliminin başladığı yer ve vücuttaki bağışıklık sisteminin büyük bir bölümünü oluşturuyor.


O yüzden bu bahardan itibaren yeterli su içmeye başlasanız iyi olacak!